Her insanın dünyaya gelişinde taşıdığı kendine mahsus bir ışık vardır. Kimi bu ışığı yıllar içinde arar, kimi ona hiç dokunamaz. Ama bazıları, o ışığı daha ilk adımında yanında taşır. Sevda onun adı… Hem bir isim hem bir hissin en sıcak hali. 25 yaşında, kalbinin ritmiyle yürüyen, 1.68 boyunda, 58 kiloluk zarif bir bedenin içinde saklanan büyük bir ruh…
Sevda’yı ilk gördüğünüzde gözlerinizi uyarı gibi saran bir cesaret fark edilir. Sanki kader, ona biraz fazladan kararlılık armağan etmiş gibidir. Bakışlarında “korkmuyorum” diyen o derinlik, sadece güce değil, aynı zamanda inceliğe aittir. Çünkü Sevda, cesareti sert bir duvar olarak değil, ruhunu koruyan yumuşak bir perde gibi taşır üzerinde. Kırılmaktan korkmaz, çünkü kırılmanın da bir güzelliği olduğuna inanır. Ona göre insan bazen dağılarak çoğalır, çoğalarak büyür.
Cömertliği ise gözle görünmez, ama kalple kolayca duyulur. Sevda, insan…

